Paylaş
(Last Updated On: 14 Ağustos 2017)
PDF ÇIKARYAZDIR

milli-gelir-trilyon-liraMillî gelir 2008’de 950 milyar, geçen yıl ise 954 milyar lira olarak gerçekleşmişti. IMF İcra Direktörleri Kurulu, Türk yetkilileri, krize yönelik öngörülü duruşları, kapsamlı reformları ve başarılı ekonomi politikaları dolayısıyla övdü. Rapora göre, güçlü makroekonomik politikalar ve reformlar Türkiye’nin küresel finansal krize, yükselen Avrupa’daki birçok ülkeden daha güçlü bir pozisyonda girmesini sağladı.

Raporda ayrıca Mâli Kural’da gecikmenin kısa sürmesi umudu dile getirildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Program Sonrası İzleme ve 2010 4’üncü Madde Konsültasyon Raporu‘na göre, Türkiye’de bu yıl reel sektörde GSYİH % 6,1 büyüyecek. Özel tüketim artışı da aynı oranda olacak. Özel brüt sabit yatırım büyüme oranı % 20,5 olarak tahmin edildi. GSYİH’ye özel iç talebin katkısı % 8,7 olarak hesaplanırken kamu harcamaları % 0,5 azalacak. Net ihracat % 2,1 azalış gösterirken, 12 aylık dönem sonunda tüketici fiyatlarıyla enflasyon % 7,6, satın alma paritesine göre enflasyon ise % 7,1 olarak hesaplandı. Faiz dışı fazlanın milli gelirin % -0,3’ü kadar olması bekleniyor. Net faiz ödemeleri ise gelirin % 3,7’si olacak. Bu yıl cari işlemlerin milli gelirin % 4,7’si kadar açık vereceği tahmin edilirken, petrol harcamaları dışında açık tahmini % 0,2 olarak ölçüldü. Brüt finansman ihtiyacı milli gelirin % 14,9’u olacak, net doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının % 1,2 olması beklenirken brüt dış borç, GSYİH’nin % 41,3’ü, net dış borç ise % 25’i olacak.

Raporun geçmiş dönemin anlatıldığı bölümünde, “Yaklaşık on yıl süren güçlü makroekonomik politikalar ve reformlar Türkiye’nin küresel finansal krize, yükselen Avrupa’daki birçok ülkeden daha güçlü bir pozisyonda girmesini sağladı. Krizden önce daha denetimli bir dış kredi destekli hızlı yükseliş, konjonktür yükselmelerine karşı politikalara daha iyi bir odaklanma ve krediler için daha sıkı bir düzenleyici ortam, kırılganlıkların artmasını sınırlamaya yardımcı oldu ve bankalarla hane halkı bilançolarını güçlü tuttu.” ifadesi yer aldı. Söz konusu güçlü konumun Türk ekonomisinin, küresel finansal krizin başlattığı önemli üretim düşüşünden hızlıca çıkmasına yardımcı olduğunu belirten IMF, kriz dönemi Türkiye’sini şöyle özetledi: “2008 sonlarında ve 2009 başındaki hızlı çöküşten sonra GSYİH, sermayenin yeniden akmaya başlaması ve iç güvende tutarlı bir iyileşme üzerine hızlı bir şekilde toparlandı. Mali, parasal ve finansal politikalarda geniş çaplı ve uygun rahatlama toparlanmaya katkı yaptı. Sonuçta GSYİH 2009’da % 4,75 oranında düştü. Bununla birlikte, zayıf talep üzerine 2009’da azalan cari işlemler açığı o dönemden beri genişliyor. 2010 başlarında büyük dolaylı vergi artışları gıda fiyat şokları enflasyonda geçici bir sıçramaya ve aynı zamanda enflasyon beklentilerinde artışa neden oldu. İşsizlik zirve noktasından ılımlı hale gelse bile hâlâ yüksek durumda. Bununla birlikte bankacılık sektörü sadece geri dönmeyen kredilerde ılımlı yükseliş gördü ve sermaye yeterlilik rasyoları yüksek kaldı.”

MALİ KURALDA GECİKMENİN KISA OLACAĞINI UMUYORUZ
IMF, Türkiye için ana sorunun, ekonomik toparlanmaya zarar verebilecek dış dengesizlikleri denetim altında tutmak olduğunu bildirdi. Kredi kartlarına denetimin genişletilmesini isteyen IMF, mortgage borç hizmetinde sınırlaması ve ölçümlemeler için kapsamlı stres testi senaryolarından yararlanılmasını istedi. IMF, “Toparlanmanın yakın vadede, genişleyen dış dengesizliklerin eşliğinde, güçlü kalması bekleniyor.” açıklamasını yaptı. Raporda İcra Direktörleri Kurulu’nun tavsiyeleri de yer aldı. Kurulun, Türk yetkilileri, kriz öncesi kırılganlıkları sınırlayan, krize etkin bir karşılık oluşturan ve halen devam eden sağlıklı bir ekonomik toparlanmaya katkıda bulunan kapsamlı reformları ile ekonomi politikalarına ilişkin öngörülü duruşları dolayısıyla övdüğü belirtildi. Raporda, “Direktörler Türkiye’nin ana zorluğunun, toparlanmaya zarar verebilecek dış dengesizlikleri denetim altında tutmak olduğunu düşünüyorlar. Özellikle, belirsiz küresel görünüm karşısında, ithalata aşırı güvenin dış pozisyonu kötüleştireceğini, büyümeyi potansiyel olarak istikrarsız dış finansmana bağlı kılacağını not ediyorlar.” denildi. Raporda şu tespitler yapıldı:

“Direktörler, politika çerçevesinde önemli güçlenme getireceğini düşündükleri yeni mali kural hazırlığını memnuniyetle karşılamış, Mali kuralın 2011 bütçesi hazırlıklarının temelini oluşturacağını ummaktadır. Bu bakımdan taslağın hızlı bir şekilde onaylanmasını beklemekte, gecikmenin kısa süreli olacağını ummaktadır. Kural’ın başarısının, güçlü siyasi destek ve güçlendirilmiş bir vergi yönetimi ve harcama baskılarının sınırlandırılması dâhil yeterli yardımcı şartların desteğiyle, yetkililerin taahhütlerine sadık kalmasına bağlı olduğunu not etmektedir.” 

ZAMAN Gazetesi – Ekonomi Servisi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız.
Lütfen buraya adınızı yazınız